İnşirah Suresi Tefsiri

İnşirah Suresi 320x180 İnşirah Suresi Tefsiri

1. Senin için göğsünü açıp genişletmedik mi? 

1. Bu mübârek sûre de Resûl-i Ekrem’in nâil olduğu nîmetleri belirtiyor . Onun uğradığı sorun ve şiddetin giderileceğini müjdeliyor. O Yüce Peygamberin sâlih âmellere devamını ve tek Cenab-ı Hak’ka tevekkül etmesini ve yönelişte bulunmasını emretmektedir. Şu Şekilde ki: Ey Peygamberlerin en fâziletlisi!. (Senin göğsünü) peygamberlik feyziyle, ilim ve marifetle (açıp genişletmedik mi?) elbette ki , genişlettik, yâni:

Ey insanların şereflisi!. Senden hayreti, hüzün ve kederi giderdik, kalbine bir (1) kudret, bir (1) mânevî zevk ihsân ettik, seni mukaddes bir (1) kuvvetle, ruhani bir (1) ışıkla kuvvetlendirdik ve aydınlattık, evet.. Sen bu ilâhî lütfe ulaşmış bulunmaktasın.
Deniliyor ki: Burada kalp denilmeyip de “Sadr” = göğüs denilmesi, şu benzeri bir hikmete dayalıdır: Göğüs, bir (1) vesvese mahallidir.

Şeytan, insanların göğüslerine vesveselerini düşürmeğe çalışır, o vesveseleri gidermek, yok etmek ise göğsü açmaktan ibarettir. Ve şu şekilde de deniliyor ki: Şeytan , kalbe vesvese düşürmek amaçlı göğse gelir , göğüs ise kalbin kal’ası mesabesindedir. Şeytan , orada 1 delik bulursa oradan kalbe vesveselerini düşürmeğe başlar, kalpte üzüntü ve kederin, yanlış düşüncelerin meydana çıkmasına neden verir mantık ve bilginin mahalli olan kalbi bozmaya çalışmış bulunur . Ancak 1 zâtın göğsü, ilâhî bir lütuf olarak açılmış olunca, 1 izah etmeye , 1 genişlemeye nâil olunca artık şeytanın vesveselerine mahal olmaktan kurtulur.

İşte Peygamber Efendimizin mübârek göğsü de en muhteşem 1 genişlemeye nâil olmuş, ondan şeytanî vesveseler yok edilmiş, kendisi Allah’ın desteğine mazhar olarak kalben pek doygun ve keyifli 1 hâlde yaşamıştır.

“Şerh” lûgatte açmak, yarmak, keşfetmek, bir şeyi izah etmek ve izah etmek sûretile bildirmek demektir. Bir yapıtın izah ve tefsirini yapan kitaba da şerh deniliyor. “Sadr” de sîne, göğüs, yâni: Bir şeyin ön tarafı mânâsınadır, insanın belinden başına doğru olan önce tarafıdır ki: Gerisi de kalbi, ciğerleri içerisine alır, bir odanın bir salonun en şerefli oturak yerine sadr denilir.

2. Ve senden yükünü indirmedik mi? 

2. (Ve) Ey Son Peygamber!, (senden yükünü indirmedik mi?.) Yâni: Peygamberlik vazifesini yapma hususundaki zorlukları gidererek seni kolaylıklara ulaştırdık , tam bir muvaffakiyetle o pek önemli , yüce vazifeni yerine getirmeye güç yetiriyorsun.

3. Öyle ki, senin sırtına pek ağırlık vermişti. 

3. (Öyle ki:) O üzerine almış olduğun peygamberlik görevi , o mânevî yük (Senin sırtına birçok ağırlık vermişti.) sonra ilâhî bir destek olarak o ağırlığı duymaz oldun, o kutsî vazifeyi tam bir kolaylıkla yapmaya muvaffak bulundun.
Evet Yüce Peygamber, risâletin başlangıcında ne civarı heyecanlar içerisinde kalmıştı, halka dini hükümleri bildirmeğe çalışıyordu. Bir takım inkârcıların hâllerinden ötürü birçok kederli bulunuyordu , ancak Cenab-ı Hak , o mübârek Peygamberine mânevî bir kuvvet ihsân buyurdu, artık risâlet vazifesini mânevî bir zevk ile yapmaya devam ederek bir nice muvaffakiyetlere nâil oluyor .
“İnkaz” siklet, ağırlık vermek , yükün sırta ağırlık vererek kemikleri saklıca çatırdamaya getirmesi demektir.

4. Ve senin için şânını yükselttik.

4. (Ve) Ey Yaratıkların en şereflisi!. (Senin için şanını yükselttik.) Seni bütün insanlar ve cinlere Peygamberlerin sonuncusu, fâziletlisi ve en şereflisi kıldık, senin pek yüksek ismin bütün ufuk levhâlarını süsleyip durmaktadır. Bütün mü’minler, senin için salât-ü selâmda bulunmaktadırlar.

“Berk urdu Cemâlinde o ümmiyyi yetimin”
“En şaşâalı feyz-i hüdavendi hakîmin”
“Bir ders-i edeb verdi ki, Ashab-ı zekâye”
“Hayret verir asar-ı fühuli hükemaye”
Muallim Naci

5. Artık şüphe yok ki, çetinlikle beraber bir kolaylık vardır.

5. (Artık şüphe yok ki:) Her (Çetinlikle beraber bir kolaylık vardır.) her zorluğun giderilmesi için bir çare mevcut, peygamberlik vazifesini yapma hususundaki zorlukları Cenab-ı Hak birer sûretle bertaraf eder, Yüce Peygamberini sükûnete kavuşturur. Bu hususta bir tereddüde, bir üzüntüye düşmeğe gerek yok.

“Her zaman çarh-ı felek aksine devran etmez.”
“Yine şaşâanlı feyz-i hudavendi hakîmin”
“Usr” güçlük, zahmet, müşkilât, göğüs darlığı,
vazife yükü, düşmanların kuvveti, eza ve cefası gibi şeylerdir. “Yüsr” de; Kolaylık, yavaş şey, kolay olmak demektir.

6. Hakikaten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

6. (Hakikaten her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.) Bunun inkârı mümkün değildir. İnsan, vakit vakit bâzı müşkil şeyler karşısında kalır, sonra bunlar açılır, gider, kolaylıklar, muvaffakiyetler yüz gösterir. Hak yolunda görülen bir zahmetin mükâfatı ise büyük bir sevap olduğu için o sevap, en büyük bir kolaylık, bir muvaffakiyet demektir. Elverir ki: İnsan sabırlı olsun, büyük heyecanlara kapılmasın, yüz gösteren bir hoş olmayan hâlin, bertaraf olmasını Kerem Sâhibi Yaratıcıdan niyâz eylesin, kendi hâlini düzeltmeye çalışsın.

7. Artık boş kaldın mı hemen çalış.

7. (Artık boş kaldın mı) Yâni: Bir vazifeni yapıp bitirdin mi: (hemen çalış.) diğer bir vazifeni yapmaya gayret et, boş durma, meselâ: Farzdan namazı kılmış olunca sünnet ve nâfile olan namazları kılmaya başla, cihad gibi bir vazifeyi yapmış olunca da Rab’bine ibâdete devam et, gelecek için lâzım olan şeyleri tedarike çalış, bu ilâhî emir gösteriyor ki: Müslümanların dâima güzelce faaliyette bulunmaları lâzımdır. Müslümanlıkta tembellik, câiz değildir. Müslümanlar, dâima yükselmeğe, istikbâllerini güzelce temine gayret etmelidirler.

8. Ve ancak Rabbine yönel.

8. (Ve) Ey Yüce Nebi!. Mükâfata kavuşmak, pek yüce tecellilere erişmekle hakkıyla gönlü ferah olmak için (ancak Rab’bine yönel.) çünkü her şekilde kendisine sığınmaya ve yönelmeğe lâyık olan, ancak o Kerem Sâhibi Yaratıcıdır. O rahîm, kerîm olan Mâbudumuzun afv ve keremine sığınarak ondan muvaffakiyetler niyâz eyleriz. Başarı Allah’tandır.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir